Ocak ayı itibarıyla soğuk hava dalgası yurda giriş yaptı. Megakentliler İstanbul’a kar yağacak mı, ne zaman yağacak sorusuna yanıt ararken Yüksek Meteoroloji Mühendisi Ahmet Köse, dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Köse, halk arasında “kara kış” olarak bilinen, eskilerin “amansız elli” adını verdikleri soğuların yaşanacağını bildirdi. Toplamda 50 gün süren soğuklar için tarih verdi.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Yayın Kurulu Başkanı ve Haliç Üniversitesinde öğretim görevlisi de olan Köse, halk arasında “kara kış” olarak bilinen, eskilerin “amansız elli” adını verdikleri soğuk havalara ilişkin açıklamalarda bulundu.

Havanın gelecek günlerde hızla soğuyacağını ve “kara kış”ın yaşanacağını belirten Köse, soğuğa karşı tedbirli olunması uyarısında bulundu.

‘Amansız 50’ soğukları ne demek?

Köse, başladığı günden itibaren şiddeti artacak bu havaların, adını “amansız” kelimesinden aldığına dikkati çekerek, “Amansız kelimesi mana olarak ‘aman vermez, acımasız, cana kıyıcı, hoşgörüsüz, gaddar, zalim’ olarak geçmektedir. Anlamından da anlaşılacağı üzere bu soğuklar, uzun soluklu 50 gün sürdüğü ve aman vermediği için atalarımız bu ismi vermişlerdir.” diye konuştu.

“11 Ocak’tan itibaren yaşanmaya başlayacak”

Normal şartlarda söz konusu soğukların 4 Ocak’ta başladığını fakat bu yıl tarihlerin “omega blokajı” nedeniyle yaşanan yüksek basınçtan etkilendiğini anlatan Köse, “Bu sene amansız elli soğukları yurdumuzda bir hafta sapmayla 11 Ocak’tan itibaren yaşanmaya başlayacak. Soğukların aralıksız devam etmesi yüzünden, bu günlere ‘amansız elli’ denmiştir. 10 gün kara kışın sonunda, 31 gün zemheride, 9 gün gücüğün başında, toplam 50 gündür.” dedi.

Diğer dönemlerde yaşanan soğukların genelde fırtınayla birlikte birkaç gün veya hafta devam edip, yerini ılık havaya bıraktığını aktaran Köse, “amansız elli” soğuklarının ise çok daha uzun sürdüğünü, şiddetli ve sert geçtiğini ifade etti.

Bu durumda bu kış kısa sürecek”

ABD, Japonya, Filipinler, Meksika gibi okyanusa kıyısı bulunan ülkelerde görülen tayfunlara farklı isimlerin verildiğine işaret eden Köse, o ülkelerde bu isimlerin her yıl değiştiğine değinerek şunları kaydetti:

 

“Tayfunlara isim verme fikri çok eskilere dayanmıyor. İlk olarak 19. yüzyılın sonlarına doğru Avustralyalı bir meteorolog, tayfunlara kadın isimleri vermeye başladı. Bu fikri benimseyen Amerika Ulusal Tayfun Merkezi, 1953 yılından itibaren uygulamayı resmen yürürlüğe koydu.

 

Atalarımız ise uzun yıllar yaptıkları gözlemler ile sayılı fırtına ve günlere hafızalarda kalacak, o fırtınayı nitelendiren isimler vermişlerdir. Örneğin eylül ayının son haftasında kestanelerin ağaçtan dökülmesine neden olduğu için ‘kestane karası fırtınası’ ismini vermişlerdir. Zira kestane dikenli bir meyvedir, toplaması zor ve zahmetlidir. Eylülün son haftası genelde Balkanlar üzerinden gelen soğuk hava ve fırtına ile birlikte ani sıcaklık düşüşünün ardından dökülen kestaneler nedeniyle ‘kestane karası fırtınası’ adını almıştır. Benzer durum, amansız elli için de geçerlidir.”

 

Köse, eski kuşaklarda “Güzün yağmur çok yağarsa kış uzun geçer” inanışının hakim olduğunu dile getirerek, “Atalarımızın bu tahminine göre, geçen güz neredeyse yağmur yağmadı. Bu durumda bu kış kısa sürecek. Bu tahmini bir yere not alıp, tutup tutmayacağını hep birlikte yaşayarak görelim.” ifadesini kullandı.

%d blogcu bunu beğendi: